Bedelli Askerlik Başvurusu Çıkmazsa Ne Olur? Bir Genç Adamın Hikâyesi
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, gözlerim her zaman biraz daha ileriye bakar. Sanki hayatı her an her saniye izliyor gibi… Şehirdeki o tanıdık her köşe, her sokak, bana hep aynı soruyu hatırlatıyor: “Bedelli askerlik başvurusu çıkmazsa ne olur?” Sorunun ilk kez aklıma düştüğü günden beri, o soruyu hep tekrar ediyorum. Ama her defasında içimde bir boşluk büyüyor. Bu, her genç adamın hissettiği o gergin, ama belirsiz duygudur; askerlik zamanı geldiğinde bir anı daha atlatmak… Bu yazıyı yazarken, gözlerim yine Kayseri’nin dar sokaklarında gezinirken, eski hatıralarımın izinden gidiyorum.
O İlk Telefon: Heyecan ve Belirsizlik
Geçen yaz… O sıcak Temmuz günü. Kayseri’nin sıcağını hissetmemek elde değildi. Akşam vakti, annem mutfaktan seslendi: “Telefon geldi, haydi aç!” Bunu duyduğumda kalbim bir an hızla çarptı. Bir telefon, hayatımda birçok şeyi değiştirebilir miydi? O anı hatırlıyorum: annemin telefonu, eski kırmızı masa telefonunun zil sesi, ve sonra karşımdaki beklenen duyuru. Bedelli askerlik başvuruları başlamıştı. Bu haber, ne kadar beklesem de bir şekilde o an geldi ve kayıtsız kalamazdım. Ama bir yandan da aklımda hep bir soru vardı: Ya başvurusu kabul edilmezse? Nasıl hissederim? Hemen harekete geçtim. Telefonda formu doldurmak, belgeleri hazırlamak… Tüm o karmaşa arasında bir yandan heyecanlı, bir yandan da kafamda sürekli aynı düşünceler dönerken, akşamı zor ettiğimi hatırlıyorum. İşin içinden çıkmam zor gibiydi. Fakat hayat bir anda değişebilirdi. O yüzden başvuruyu yaptıktan sonra birkaç gün boyunca ne olacağını düşünmeden uyudum.
Sonra O Gün Geldi
Bir hafta sonra, o büyük gün. Telefonun ekranındaki “Başvuru Sonuçları” yazısını görünce kalbim ağzıma geldi. O an her şey durmuş gibiydi. Sadece telefonun ekranındaki yazıya odaklandım. “Başvuru sonucu olumlu” yazısını görmek istediğim anın hayalini kuruyordum ama o, hala ekranda yoktu. Ellerim titreyerek, ekrandaki linke tıkladım. Gözlerim ekranda gezinirken, son bir umutla doğru cevabı bekliyordum. Ama ne yazık ki, o yazıyı okumak kolay değildi. Başvurum kabul edilmemişti. Bedelli askerlik başvurusu çıkmazsa ne olur? işte bu soruya bir cevap bulmak gerekiyordu. Öfke, hayal kırıklığı, umut kırıklığı derken, zaman geçmeye devam etti.
Hayal Kırıklığı ve Umutsuzluk
Birçok kişi bu durumu küçümseyebilir, ya da “Hadi canım, askerlik bir şekilde yapılır, geçici bir durum” diyebilir. Ama o an bana öyle gelmiyordu. İçimdeki boşluk, adeta yerleşmişti. Sanki bir şeyin eksik olduğunu hissediyordum. Bedelli askerlik için başvuru yapmamıştım, ama şimdi işin psikolojik boyutuyla baş başa kalmıştım. O sırada hissettiğim şey, karamsarlık gibiydi. Hani insanlar bazen “Bir şeyler yolunda gitmiyor” derler ya… İşte öyle bir şeydi. Kendimi kötü hissediyordum. Kendi başıma bir şey yapamadığımı düşünüyordum. “Ya çıkarsa?” diye sürekli kendimi uyardım ama aslında o an zaten ne olacağına karar verildi. Ne olurdu? Tam bir hayal kırıklığı. O günden sonra her telefon sesinde bir umut doğuyordu, fakat gerçeklik her defasında farklıydı.
Bazen, bazen gerçekten de hayat istediğimiz gibi gitmiyor. Bir yanda, askere gitmek ya da bedelli askerlik başvurusu yapmak büyük bir adımken, bir yanda da ne kadar önemli olursa olsun, bir noktada her şeyin çok daha farklı olabileceğini kabul etmek gerekiyor. Ben de o an bunu kabul ettim. Başvuru çıkmadı, ama bir şekilde bu süreci kabullenmek zorunda kaldım. Yaşamak bu süreçten sonra da devam edebilirdi. Ya bedelli askerliğe gitmek, ya da askerliğin normal sürecinde yer almak… Geriye sadece zaman ve durumu nasıl kabulleneceğin kalıyordu.
Bir Yıl Sonra, Hala Beklemek
O günden sonra bir yıl geçti. Yıl dönümü gibiydi. Yine Kayseri’nin akşam rüzgârı gibi, ama bu sefer çok daha farklıydı. Annem bir akşam telefonla, “Bir haber var mı?” diye sorduğunda, yine o eski duygular yavaşça geri geldi. Ama artık onlara o kadar da takılmıyordum. Bedelli askerlik başvurusu çıkmazsa ne olur? Bir şekilde kabullendim. Her şeyin bir yolu var. Ama o zaman fark ettiğim şey, aslında ne olursa olsun, biz her zaman kendi yolumuzu buluyoruz. Kendi yolumu bulmam gerekiyordu. Duygusal olarak, ben bu sürece nasıl yaklaşacağımı öğrenmiştim. Gerçekten önemli olan, başvurunun kabul edilip edilmemesi değildi; hayatta her şeyin geçici olduğunu, bir şeylerin geldiği gibi gitmediğini kabul etmekti. Bir şekilde, askere gitmek, bu yolculuk benim için de önemliydi. Başvuru çıkmasa da hayat devam ediyordu.
Sonuç: Bir Genç Adamın Öğrendikleri
Şimdi geriye dönüp baktığımda, bedelli askerlik başvurusu çıkmasa ne olur diye sorarken aslında kendimi daha çok buluyorum. Hayal kırıklığı yaşadım, belki hayal ettiğim gibi olmadı, ama yine de hayatıma devam ettim. Sonuçta, her insanın kendine özgü bir hikâyesi var. Bazen hayal kırıklıkları, en güzel anıların habercisi olur. Kim bilir? Belki de askerlik dönemi sonunda farklı bir şey öğrenirim. Ama bildiğim tek şey, her koşulda hayatımın kendi hızında devam edeceği. Bu, kendi yolumu bulma hikâyesiydi. Her şeye rağmen, yola devam etmek…